Esrar Bağımlılık Yapar mı? Araştırmalar Ne Diyor?
- 1. Esrar bağımlılık yapar mı?
- 2. Esrar bağımlılık riski
Gerçek ile safsatayı ayırmak gerekirse, okuyucularımızın en çok merak ettiği soru– esrar bağımlılık yapar mı?
Esrarın bir “geçiş uyuşturucusu” olduğu ya da bağımlılık yaptığı söylemi, dünyanın dört bir yanında 1900’lü yılların başında başlatılan yasak dalgası nedeniyle bitkiyi yüzyılı aşkın süredir takip eden efsanelerden. Esrarın daha kötü maddelere geçişi hızlandırdığına dair elimizde hiçbir veri yok. Bu tür korku temelli kampanyalar, çoğunlukla bilime dayanmayan, toplumsal kontrol ve korkunun ürünü olan bir propaganda aracına dönüştürüldü ve halkın bilinci ile beraber sosyal sınıfları da denetlemek amaçlı kullanıldı.
Bugün, esrar araştırmaları dünyanın birçok ülkesinde yasal hale gelmeye başladıkça, ortaya çıkan veriler esrarın bağımlılık yapmadığına işaret ediyor. Dahası, tüketicilerin esrarı alkol ve reçeteli ilaçlar gibi daha tehlikeli maddelerden kurtulmada bir iyileşme aracı olarak kullandıklarını gösteriyor. Esrar, fiziksel olarak daha zararlı ve bağımlılık yapan maddelerden kurtulmanın bir yolu olarak umut ışığı olmakta ve opioid krizinden çıkış için çözüm sunuyor.
İşte güncel veriler, esrarın bağımlılık riski hakkında ne söylüyor.
Esrar Bağımlılık Yapar mı?
Esrarın bağımlılık yapıcı olup olmadığı konusunda hakemli, kontrollü yeterli çalışma yok. Bildiğimiz şu ki, esrardan doz aşımına uğramak imkansızdır.

Genetik çalışmalar, esrar bağımlılığı geliştirme eğiliminin kalıtsal olduğunu gösteriyor, Yale Medicine'dan doktorlar yazıyor. Yazarlar ayrıca, güvenilir sonuçlara varmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Esrara dair efsaneleri çürütmeye kariyerini adamış Harvard’lı bir doktor olan Dr. Peter Grinspoon, bazı araştırmaları ele alıyor ve bunların CBD'nin opioid bağımlılığından muzdarip kişiler için fayda sağlayabildiğini, çoğunlukla anksiyeteyi azalttığını gösterdiğini belirtiyor. “Daha iyi verilere ihtiyacımız var, ancak CBD'nin (ve bence tam esrarın da) opioid bağımlılığı yaşayan insanlar için tamamlayıcı bir tedavide önemli bir artan rolü olacağını düşünüyorum,” diyor Dr. Grinspoon.
Esrar Bağımlılık Riski
2018 yılında sıkça atıfta bulunulan bir derleme, şunu buldu: “Daha fazla araştırma gerekli olmakla birlikte, burada özetlenen bulgular CUD'daki (cannabis use disorder: esrar kullanım bozukluğu) nörobiyolojik değişikliklerin diğer bağımlılıklardakiyle paralellik gösterdiğini, bazı beyin sistemlerinde ise daha az derecede olduğunu gösteriyor.”

Derleme, esrar ve bağımlılık üzerine mevcut araştırmaların eksikleri olduğunu da kabul ediyor. Bu derleme, esrarın bağımlılık yapıp yapmadığını öğrenmek için cevaplanması gereken bazı soruları sıralıyor. Gelecekteki araştırmalar için sorular şunlardır:
- Esrardan uzak kalındığında CBIR yoğunluğundaki değişiklikler diğer bağımlılık yapıcı maddelerin hedef reseptörlerindeki değişikliklere paralellik gösteriyor mu?
- Esrar kullanımına bağlı davranışsal ve ruh hali değişiklikleri, esrar bağımlılığı için bir risk faktörü mü yoksa sonucu mudur?
- Uzun vadeli davranışsal ve nörofizyolojik değişiklikler, esrardaki THC içeriğiyle bağlantılı mı?
- Esrar kullanımı, diğer bağımlılık yapıcı maddelerde olduğu gibi uzun vadeli glutamat sinyalizasyonu değişiklikleriyle ilişkili mi?
- Esrar kullanımı, diğer bağımlılık yapıcı maddelerde olduğu gibi amigdala ve habenulada bozulmaya yol açıyor mu?
Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne göre, uzun süreli esrar kullanan yetişkinlerin %9’u “esrar kullanım bozukluğu” geliştiriyor. Ancak, CUD tanımı tıp camiasında çok çeşitli anlamlara sahip ve ortak bir görüş yok. Önemli bir diğer detay ise, esrarın alkol gibi maddeler dâhil diğer bağımlılıklara eşlik eden fiziksel yoksunluk semptomlarına sahip olmamasıdır. Esrar yoksunluğunda yaşanan belirtiler sadece hafif rahatsızlıklardan ibarettir. Bu nedenle, esrar diğer zararlı maddelerle aynı derecede zararlı değildir.
2020’de yapılan ve 23.000 katılımcıyı kapsayan bir çalışma, esrar yoksunluk sendromu görülme oranını %47 olarak tespit etti. Çalışma, şu faktörlerin bu sendromun görülme sıklığını artırdığını belirtiyor: klinik ortamlarda tedavi (özellikle yatılı ve ayakta tedavide, toplumsal ortama göre), eş zamanlı tütün veya başka madde kullanımı ve günlük esrar tüketimi.
Esrar yoksunluk semptomlarının tanımı çok geniştir ve bugün tıp dünyasında hâlâ tartışmalıdır. Bu semptomlar şunlardır: sinirlilik, öfke veya saldırganlık; huzursuzluk ya da kaygı; uyku sorunları; iştah veya kilo değişiklikleri; huzursuzluk; depresif ruh hali ve baş ağrısı, terleme, mide bulantısı, kusma veya karın ağrısı gibi bedensel belirtiler. Tüm bu semptomlar hafiftir. Kanımca, bunlar esrarın bulantı, uyku ve ruh hali üzerindeki faydalarını yansıtıyor; esrar yoksunluğunun zararı değil. Bu sendromun yaygınlığını değerlendirmek için daha büyük gruplarda ve kontrollü ortamlarda daha kapsamlı araştırmalara ihtiyacımız var.
Uyuşturucuya Savaş’ın bu konudaki esrar araştırmaları üzerinde ciddi etkileri oldu. Esrar neredeyse hiç incelenmediği için, mevcut çalışmaların çoğu olası zararlarını ortaya koyarken faydalarını arka plana itti. Gelecekte, bu verilerin güvenilir olup olmadığını göstermek için daha çok hakemli bilimsel çalışmaya ihtiyaç var.
Comments