Kenevir ve Cinsel Özgürlük: Kenevir Kullananlar Cinsel Hayatlarından Daha Fazla Zevk Alıyor mu?
- 1. Kenevir kullanımı erektil disfonksiyona yol açabilir mi?
- 2. Kenevir libidonuzu etkiler mi?
- 3. Kenevir kullanıcıları cinsel açıdan daha mutlu ve özgür mü?
- 4. Yeni şeyler denemeye başladınız mı?
- 5. Kenevir kullanmaya başladıktan sonra daha çeşitli cinsel partnerler mi tercih ediyorsunuz?
- 6. Kenevir cinselliğinizi daha iyi keşfetmenize yardımcı oldu mu?
- 7. Kenevir cinselliğinizi etkiledi mi?
- 8. Kenevir cinsel partnerler arasındaki duygusal bağı geliştirir mi?
Kenevir kullanımı ile cinsel davranışların kesişim noktası uzun süredir ilgi ve araştırma konusu olmuştur. Dünyanın çeşitli yerlerinde kenevirin artan kabullenilmesi ve yasallaştırılması ile, toplumdaki cinselliğe bakış açısının da değişmesi sonucu, kenevirin cinsel deneyimler ve özgürlükler üzerindeki potansiyel etkisi konusunda merak artmaktadır. Cinsel özgürlük kavramı, cinsel tatmin, keşif ve kişinin arzularını özgürce ifade edebilmesi dahil olmak üzere insan cinselliğinin çeşitli yönlerini kapsar. Psikoaktif özellikleri ve ruh hali ile algı üzerindeki etkileriyle bilinen kenevir, cinsel deneyimleri artırma veya değiştirme rolüyle ilgili ilgi çekici sorular doğurmaktadır.

Bu soru bizi şu anahtar soruları incelemeye teşvik eder: Kenevir tüketmek kişinin cinsel yaşamdan aldığı zevki artırıyor mu? Kenevir kullanımı, libido, uyarılma ve cinsel tatmin gibi faktörleri etkileyebilir mi? Ayrıca, kenevir kullanımı, farklı cinsel pratiklerin keşfi ya da toplumsal tabuların yıkılması gibi daha geniş cinsel özgürleşme kavramlarıyla bağlantılı mı? Bunun yanında, kenevir kullanımının cinsellik bağlamındaki olası olumsuz yanları veya sınırlamaları üzerine de ilgi mevcut. Kenevirin erektil disfonksiyon gibi cinsel işlev bozukluklarına yol açıp açmadığı ya da cinsel partnerler arasında duygusal yakınlık ve bağı zedeleyip zedelemediği gibi sorular gündeme geliyor.
Bu incelemede amacımız, mevcut araştırmaları ve literatürü detaylı inceleyerek, kenevir tüketimi ile cinsel özgürlük arasındaki karmaşık ilişkiye ışık tutmak. Böylece, kenevirin bireylerin cinsel deneyimlerini, davranışlarını ve algılarını nasıl etkilediğini daha derinlemesine anlayıp, kişisel iyi oluş ve toplumsal cinsellik tutumlarına olan etkilerini keşfetmek istiyoruz. Bu araştırma aracılığıyla kenevir kullanımı ile cinsel özgürlük arasındaki etkileşime dair daha incelikli bir anlayış ortaya koymayı, kamu söylemini, sağlık hizmetlerini ve kenevir kullanımı ile cinsel davranış konusunda bireysel kararları bilgilendirecek içgörüler sunmayı hedefliyoruz.
Kenevir kullanımı erektil disfonksiyona yol açabilir mi?
Kenevir tüketimi ile erektil disfonksiyon (ED) arasındaki olası ilişkiyi inceleyen araştırmalar çelişkili sonuçlar ortaya koymakta ve birçok soru hala yanıtsız kalmaktadır. Bazı çalışmalar, yoğun veya uzun süreli kenevir kullanımının ED riskini artırabileceğini öne sürerken, kanıtlar kesin değildir ve temel mekanizmaların aydınlatılması için daha fazla araştırma gereklidir.

Bazı çalışmalar, kenevir kullanımı ile ED arasında olası bir bağlantı olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin, 3.395 sağlıklı erkekten oluşan beş vaka-kontrol çalışmasını içeren bir meta-analizde kenevir kullanan erkeklerde ED yaygınlığının, kullanmayanlara göre anlamlı derecede yüksek olduğu gözlemlendi. Özellikle, kenevir kullanıcılarında ED prevalansı %69,1 (95% CI: 38,0–89,1), kullanıcı olmayanlarda ise %34,7 (95% CI: 20,3–52,7) idi. Kenevir kullananlarda ED için görülen olasılık oranı (OR), kontrol grubuna göre neredeyse dört kat daha yüksekti (OR = 3,83; 95% CI: 1,30–11,28; p = .02), ancak verilerdeki farklılıklar (I2 = %90) ve metodolojik sınırlamalar dikkatli yorum yapılmasını gerektirir.
Bu bulgulara rağmen, mevcut araştırmaların sınırlamalarını dikkate almak gerekir. Çoğu çalışma, kenevirin yasal statüsü nedeniyle ideal koşullardan uzak yürütülmekte ve bu da sonuçların güvenilirliğini azaltabilir. Ayrıca, bireylerin kenevire verdiği yanıtlar büyük ölçüde farklılık gösterebilir ve kullanım sıklığı, süresi, dozu ve altta yatan sağlık koşulları gibi etkenler ED riskini değiştirebilir.

Kenevir kullanımı ile ED arasındaki potansiyel bağlantıyı açıklamak için çeşitli mekanizmalar önerilmiştir. Bunlar arasında nörolojik etkiler, damar değişiklikleri, hormonal etkiler, psikolojik faktörler, yaşam tarzı alışkanlıkları, kronik sağlık sorunları ve ilaç etkileşimleri bulunur. Kenevir, beyin endokanabinoid sistemiyle etkileşime giren THC gibi psikoaktif bileşikler içerir ve bu, cinsel uyarılma ve ereksiyon fonksiyonunda rol oynayan nörotransmitterlerin salınımını ve sinir yollarını etkileyebilir. Ayrıca, kenevir kullanımı kalp-damar fonksiyonu, hormon seviyeleri, ruh hali, zihinsel sağlık ve yaşam tarzı üzerinde de etkili olabilir ve bunların tamamı cinsel işlev bozukluğuna katkıda bulunabilir.
Bununla birlikte, kenevir kullanan her bireyin ED yaşayacağını düşünmek yanlış olur ve risk, bireyin özellikleri ve koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Ayrıca bu konuda yapılan araştırmalar hâlâ gelişmektedir ve kenevir kullanımı ile ED arasındaki ilişkiyi tam olarak anlamak için daha titiz çalışmalar gereklidir.
Kenevir kullanımının erektil disfonksiyon ile potansiyel ilişkisine dair bazı kanıtlar bulunmakla birlikte, mevcut araştırmalar kesin değildir. Çalışma sınırlamaları, bireysel değişkenlik ve altta yatan karmaşık mekanizmalar, kesin sonuç çıkarmayı güçleştirmektedir. Kenevir kullanımı ile ED arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturmak ve halk sağlığı müdahaleleri ile klinik uygulamaları daha etkili biçimde yönlendirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Kenevir libidonuzu etkiler mi?
Kenevir tüketiminin cinsel fonksiyonu potansiyel olarak artırabileceği bildirilmiştir, ancak önceki çalışmalar kenevir kullanımı ile cinsel uyarılma arasında karmaşık bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bazı araştırmalar, cinsel uyarılma ve motivasyonun fizyolojik ve öznel belirtilerinin, dolaşımdaki endokanabinoid konsantrasyonlarının azalmasıyla ilişkili olabileceğini öne sürmektedir.

Cinsel aktivite sırasında kenevir kullanımı deneyimi olan bireylerin 216 anketinin analizinde farklı yanıtlar ortaya çıktı. Katılımcıların %52,3’ü özellikle cinsel deneyimlerini değiştirmek amacıyla kenevir kullandıklarını belirtti. Katılımcıların %38,7’si kenevirle cinselliğin daha iyi olduğunu ifade ederken, %16,0’ı karışık etkiler, %24,5’i ise zaman zaman iyileşme bildirdi. Sadece azınlık (%4,7) kenevirle seksin daha kötü olduğunu belirtti.

Spesifik etkiler açısından bakıldığında katılımcıların önemli bir kısmı olumlu sonuçlar raporladı. Örneğin, %58,9’i cinsel istekte artış, %73,8’i artan cinsel tatmin ve %74,3’ü dokunmaya karşı artan hassasiyet bildirdi. Ayrıca, %65,7 daha yoğun orgazm deneyimlediğini, %69,8 seks sırasında daha fazla gevşeme, %50,5 ise odaklanmanın arttığını belirtti. Bununla birlikte, tüm katılımcıların olumlu etki yaşamadığını ve bazı kişilerin uyku hali, azalan odaklanma ya da cinsel deneyimde belirgin bir değişim yaşamama gibi güçlüklerle karşılaştığı unutulmamalıdır. İlginç bir şekilde, orgazma ulaşmakta zorluk yaşayanlar arasında, kenevirin orgazma ulaşmayı kolaylaştırdığını bildirenler olsa da, hepsi genel olarak cinsel tatminde artış yaşamadı.
Kenevirin cinsel deneyimi potansiyel olarak artırmasının ardındaki nedenler hâlâ tam olarak açıklığa kavuşmuş değildir. Alman araştırmacılar orgazmın, vücutta keyifle ilişkilendirilen kenevir benzeri bileşikler olan endokanabinoidlerin salınımını tetiklediğini bulmuştur. Fakat, kenevirin cinsel fonksiyon üzerindeki doğrudan etkileri tam olarak bilinmemektedir. Bildirilen faydalara rağmen, bazı bireyler kenevirin cinsel deneyimlerini olumsuz etkilediğini görebilir. Bu durum genellikle uzaklaşma ya da kopukluk hissine bağlanabilir ve partnerle erotik yakınlığın azalmasına yol açabilir.
Sonuç olarak, kenevir bazı bireyler için gevşeme, hassasiyet ve zevk duygusunu artırarak cinsel deneyimleri güçlendirebilir; fakat etkiler kullanıcılar arasında büyük farklılık gösterebilir. Kenevir kullanımı ile cinsel fonksiyon arasındaki ilişkiyi ve bireysel değişkenliğin sebeplerini daha iyi anlamak için ileri araştırmalara ihtiyaç vardır.
Kenevir kullanıcıları cinsel açıdan daha mutlu ve özgür mü?
Sonuçlarımız, akut THC etkileniminin genellikle azalmış saldırganlık ve artan açıklık, huzur, neşe, hayranlık, maneviyat ve evrenle bağlantı hisleriyle ilişkili olduğunu gösteren önceki araştırmalar ile uyumludur. Bazı çalışmalarda, sık kenevir kullanımı sosyallik, derin düşünce, mutluluk, hoşluk, empati, başkalarını anlama ve kişisel gelişimi artırdığı belirtilmiştir. Kenevir kullanıcılarının başkalarının duygularını yüz ifadelerinden algılamada da daha empatik davrandığı rapor edilmiştir. Ancak, kenevirin saldırgan davranış üzerindeki etkileri; genetik çeşitlilikler, bireysel zihinsel ve fiziksel sağlık farkları, geçmiş deneyimler, sosyal ortamlar, çevresel etkenler ve kenevir strainlerinin doğal çeşitliliği gibi birçok faktörden etkilenmektedir.
Kenevirin algısal işlevler üzerindeki dönüştürücü etkilerinin biyopsikososyal mekanizmaları doğrudan fazla çalışılmamıştır. Ancak bu etkiler, duyu davranışları ve duygusallık çerçevesinde daha geniş davranışsal ve nörobilişsel yaklaşımla yorumlanabilir. Kenevir kullanımı, güvenilirlik ve boyun eğicilikle ilişkili davranışlara yol açabilir, sosyal bağları güçlendirebilir ve psikososyal dengeyi teşvik edebilir. Kenevirin teşvik ettiği başkalarının acısına empati gösterebilme, prososyal davranış için ve özellikle ergenlikte ahlaki kimlik gelişimi için hayati öneme sahiptir.

Farmakolojik olarak, kenevir tüketimi stres yanıtlarını ve ödül motivasyonlarını düzenleyen endokanabinoid sistemini aktive eder. Kenevir kullanıcılarında tehdit edici uyaranlara karşı amigdala tepkisi azalır ve gevşeme, huzur, rahatlık hisleri artar. Bu etkiler, alkol tüketiminde tipik olarak görülen akut saldırganlık ve öfke artışıyla tezat oluşturur.
Bununla birlikte çalışmamızın sınırlamaları bulunmaktadır. Kesitsel analizler katılımcıların zaman içindeki değişimlerinin ve kullanıcılar arası farklılıkların izlenmesini engeller. Örneklem büyük ölçüde üniversite psikoloji öğrencilerinden oluştuğu için daha geniş nüfusu temsil etmeyebilir. Üniversite ve üniversite dışı öğrenciler arasındaki demografik ve kenevir deneyimlerine bağlı farklılıklar, kenevirin etkilerini değiştirebilir. Bununla birlikte, "çoğunluğun azınlık olduğu" bir kurumdaki çeşitli örneklem grubumuz, genç erişkinlerde psikolojik işlevlerin normal sınırları hakkında değerli içgörüler sunmaktadır.
Yeni şeyler denemeye başladınız mı?
Kenevir tüketimi genellikle yeni deneyimlere açıklıkla, özellikle de cinsellik ve cinsel keşif alanlarında, ilişkilendirilir. Bastırıcıları azaltması ve duyusal deneyimleri artırıcı etkisiyle kenevir, bireylerin daha önce düşünmedikleri cinsellik yönlerini keşfetmeleri için bir araç olabilir. Araştırmalara göre, bazıları için kenevirin oluşturduğu değişmiş bilinç hali, kişinin kendi bedeni ve arzularıyla daha barışık hissetmesini sağlar ve bunun sonucunda aynı cinsle ilişkiye girmeye veya fetişleri denemeye daha çok istek duyulabilir (kaynak).
Bitkinin psikoaktif etkileri toplumsal damgalamaları ve içsel bariyerleri ortadan kaldırabilir, bireylerin gerçek arzularını yargılanma korkusu olmadan keşfetmesine olanak tanır. Ayrıca kenevirin sağladığı rahatlama ve öfori, duyusal deneyimleri yoğunlaştırarak daha cazip hale getirebilir. Bu olgu, zihin, beden ve madde arasındaki karmaşık ilişkiye işaret eder; burada kenevir, bireyin cinselliğinin keşfedilmesinde bir kolaylaştırıcı rol oynar. Ancak, kenevir cinsel keşif için bir tetikleyici olsa da, bireyin cinsel yönelimini ya da tercihlerini yapısal olarak değiştirmez. Daha çok, kişinin daha önce bastırdığı ya da fark etmediği cinsellik yönlerini keşfedip, ifade edebilmesine uygun bir ortam sunar. Sonuç olarak, kenevir kullanımının cinsel keşifle kesişim noktası, insan cinselliğinin karmaşıklığına ve bireylerin arzularını anlama ve yaşama biçimlerindeki çeşitliliğe dikkat çeker.
Kenevir kullanmaya başladıktan sonra daha çeşitli cinsel partnerler mi tercih ediyorsunuz?
İlk analizde, kenevir kullanımı bildiren kadınların, kullanmayan kadınlara kıyasla birincil partnerleriyle korunmasız seks yapma olasılığının arttığı saptanmıştır. Ancak diğer madde kullanım değişkenlerinin istatistiksel anlamlılığa ulaşmadığı belirtilmiştir. Özellikle, Siyahi ve Latin kadınlar "diğer ırk/etnik köken" kadınlarına kıyasla birincil partnerleriyle korunmasız seks yapma ihtimalinde azalma göstermiştir. Ayrıca, yaşın artmasıyla birlikte birincil partnerle korunmasız ilişki olasılığında azalma saptanmıştır.

Bu bulgular, kadınlarda kenevir kullanımı ile cinsel davranış arasındaki ilişkiyi ve demografik etkenlerin (ırk/etnik köken ve yaş) rolünü vurgulamaktadır. Gözlemlenen eşitsizlikler, cinsel sağlık sonuçlarının ele alınmasında ve farklı topluluklar arasında daha güvenli cinsel uygulamaların teşvik edilmesinde kesişimsel faktörlerin göz önünde bulundurulmasının önemini göstermektedir. İkinci analizde ise, kenevir kullanımını bildiren kadınların, bildirmeyenlere kıyasla rastgele partnerlerle korunmasız seks yapma olasılığı daha yüksektir. Buna karşılık, opioid kullanan kadınların opioid kullanmayanlara göre rastgele partnerle korunmasız ilişki olasılığı daha düşüktür. Ek olarak, Siyahi kadınlarda rastgele partnerle korunmasız ilişki olasılığında, "diğer ırk/etnik köken" kadınlarına göre azalma saptanmıştır.
Üçüncü analizde ise, kenevir kullanımını bildiren kadınların ücretli partnerlerle korunmasız seks yapma olasılığının kenevir kullanmayanlara göre arttığı bulundu. Diğer madde kullanım değişkenlerinde anlamlı bir ilişki görülmemiştir. İkinci analizde olduğu gibi, Siyahi kadınların ücretli partnerlerle korunmasız ilişki olasılığında azalma saptanmıştır. Ek olarak, yaşın artması birincil partnerle korunmasız seks yapma olasılığında artış ile ilişkilendirilmiştir.

Dördüncü analizde ise, kenevir kullanan kadınlarda birden fazla cinsel partnerle ilişki yaşama olasılığı, kullanmayanlara göre artmıştır. Diğer madde kullanım değişkenleri istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır. Ayrıca, istihdam edilen kadınlar işsiz kadınlara göre birden fazla cinsel partnerle ilişki yaşama olasılığında artış göstermektedir.
Beşinci analizde, Siyahi kadınların "diğer ırk/etnik köken" kadınlarına kıyasla cinsel yolla bulaşan enfeksiyon (CYBE) geçirme ihtimalinin arttığı bulunmuştur. Ancak bu analizde madde kullanımı değişkenlerinde anlamlı bir ilişki izlenmemiştir. Altıncı analizde ise, başka yasa dışı maddeleri kullandığını bildiren kadınların HIV pozitif olma olasılığında artış saptanırken, opioid veya kenevir gibi madde kullanımında anlamlı bir ilişki mevcut değildir. Ayrıca, daha önceki analizlerde olduğu gibi, Siyahi kadınlarda HIV olasılığında artış bulundu.
Bu bulgular, kadınlarda madde kullanımı ile cinsel davranış arasındaki karmaşık ilişkiyi vurgulamakta ve farklı maddelerin cinsel risk alma üzerindeki farklı etkilerine işaret etmektedir. Ayrıca, ırk ve etnik köken grupları arasında CYBE ve HIV prevalansındaki eşitsizlikler, cinsel sağlık eşitsizliklerini azaltmak için yapısal ve sosyal belirleyicilere odaklanmanın önemini göstermektedir.
Kenevir cinselliğinizi daha iyi keşfetmenize yardımcı oldu mu?
Cinsiyet ve cinsel kimlik ile kenevir kullanımı arasındaki ilişkiye zihinsel sağlığın aracı rol oynayabileceği gösterilmiştir. Her modelin dolaylı etkilerinden iki önemli eğilim ortaya çıkmaktadır. Birincisi, kadın, non-binary ve cinsel azınlık ergenlerin, akranlarına göre çok daha yüksek oranda içe dönük bozukluk belirtileri yaşadığı raporlanmıştır. İkincisi, kenevir kullanım olasılığı ile orta-yüksek riskte içe dönük bozukluk belirtileri arasında güçlü bir ilişki olduğu gözlenmiştir.

Her modelde gözlemlenen toplam etkiler değişkenlik gösterse de, daha sonra incelenen doğrudan etkiler içe dönük bozukluk semptomlarının kenevir kullanımı üzerinde aracılık işlevi gördüğünü ortaya koymaktadır. Cinsiyet açısından bakıldığında, cinsiyet kimliğinin kenevir kullanımı üzerindeki toplam etkisi non-binary bireyler için anlamlı bulunmuş, kadınlar için ise anlamlı çıkmamıştır. Cinsel yönelim açısından toplam etki sınırda anlamlı seviyededir. Modellerde içe dönük bozukluk semptomları dikkate alındığında, cinsiyet kimliğinin kenevir kullanımı üzerindeki doğrudan etkisi non-binary bireyler için anlamlı olup azalırken, kadınlar içinse sınırda anlamlı hale gelir. Benzer şekilde, cinsel yönelimin kenevir kullanımı üzerindeki doğrudan etkisi, modele içe dönük bozukluk eklenince azalmaktadır, fakat istatistiksel olarak anlamlı olmamıştır.
Bu bulgular, içe dönük bozukluk semptomlarının, ergenlerde cinsiyet ve cinsel kimlik ile kenevir kullanımı arasındaki ilişkide aracı rol oynadığını göstermektedir. Cinsiyet ve cinsel azınlık gençlerin içe dönük bozukluk oranı daha yüksektir ve bu semptomların varlığı kenevir kullanım olasılığını da artırır. Bu sonuçlar, özellikle azınlık gruplarındaki ergenlerde ruh sağlığı sorunlarını ele almanın kenevir kullanım riskini azaltmada önemli olduğunu vurgulamaktadır. Temel mekanizmaları daha iyi anlamak ve savunmasız gençlerde iyi oluşu destekleyici müdahaleler geliştirmek için ilave araştırmalara ihtiyaç vardır.
Bu çalışma, Kanada'nın farklı illerinden çok çeşitli lise öğrencilerini kapsayan büyük bir örneklemde, içe dönük bozuklukların kenevir kullanımı ile cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim arasındaki ilişkideki aracı rolünü araştırmıştır. Ergenlerde ruh sağlığı ile kenevir kullanımı arasındaki ilişkinin anlaşılması önemlidir; çünkü maddenin gelecekteki gelişim ve genel iyilik üzerindeki olası olumsuz etkileri bulunmaktadır. Özellikle cinsiyet ya da cinsel azınlık olarak kendini tanımlayan gençler, akranlarına kıyasla daha yüksek oranlarda kenevir kullanımı göstermektedir.
Çalışmada üç ana bulgu ortaya çıkmıştır ve bunlar azınlık stres teorisi kapsamında yorumlanmaktadır; bu teori, azınlık gruplarına ait bireylerin önyargı ve ayrımcılık yüzünden artan stres yaşadığını öne sürer:
Birincisi, kadınlar, non-binary bireyler ve heteroseksüel olmayan ergenlerin, akranlarına göre daha yüksek oranda içe dönük bozukluk riskine sahip olduğu bulunmuştur. Bu vurgunun önemi, ergenlerde ruh sağlığının kötü olmasının uzun vadeli sonuçlar doğurabilmesiyle ilgilidir.

İkincisi, içe dönük bozukluk riski ile kenevir kullanma olasılığı arasında bir doz-yanıt ilişkisi mevcuttur. Ergenlikte devam eden kenevir kullanımı depresif semptomlarda artış, anksiyete bozuklukları ve sonraki dönemlerde yasa dışı madde kullanımı oranlarında artış ile ilişkilendirilmiştir. Bu bağlantı, azınlık grubu gençlerinin artırılmış stres düzeylerine karşı kenevir gibi riskli başa çıkma stratejileri kullanmaya daha eğilimli olabileceğini düşündürmektedir.
Üçüncüsü, cinsiyet ve cinsel azınlık gençlerinin, diğer gruplara kıyasla madde, özellikle kenevir, kullanım oranlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bunun altında yatan nedenlerden biri, destekten yoksun aile yapısı ve yetersiz sağlık hizmetlerine erişim gibi stresörler olabilir.
Pratikte, ergenlerde kenevir ile ilişkili bozuklukları hedefleyen girişimlere ihtiyaç olduğunun altı çizilmelidir. Motivasyonel pekiştirme terapisi ve bilişsel davranışçı terapi gibi yaklaşımlar umut vadederken, müdahaleler aynı zamanda ebeveyn tutumları ve okul politikaları gibi çevresel faktörlere de odaklanmalı, kırılgan gençler için destekleyici ortamlar yaratmalıdır. Çalışmanın sınırlamaları arasında, nedensellik kurulmasını engelleyen kesitsel tasarım ve kenevir kullanıcılarını tanımlamak için kaba ölçüm kullanılması sayılabilir. Ayrıca, Kanada örneklemi, ülkenin değişen kenevir yasaları göz önüne alındığında, bulguların diğer ülkelere genellenmesini sınırlandırabilir.
Sonuç olarak, gelecekteki araştırmalar, cinsiyet ve cinsel azınlık ergenlerin yaşadığı spesifik mental sağlık stresörlerini niteliksel olarak ve kenevir kullanımını başa çıkma yöntemi olarak nasıl algıladıklarını nicel olarak incelemelidir. Azınlık gruplarında kenevir kullanımını tetikleyen toplumsal ve topluluk düzeyinde stresörlerin, ayrıca bu gruplardaki kenevir kullanımını azaltmaya yönelik belirli terapi stratejilerinin etkinliğinin araştırılması, madde kullanımını önleme uygulamalarını geliştirmek için faydalı olacaktır.
Kenevir cinselliğinizi etkiledi mi?
2020 yılı itibariyle, ABD’de kenevir kullanımıyla ilgili yasal ortam büyük değişim yaşamış ve Amerikalıların büyük bir kısmı farklı derecelerde yasal olarak kenevir kullanabilmektedir. Şu anda kenevir 11 eyalet ve Columbia Bölgesi’nde tamamen yasal; ek olarak 28 eyalette ise tıbbi amaçlarla yasaldır. Ancak 11 eyalette halen tamamen yasa dışıdır. Yasal statüsüne rağmen, kenevir oldukça popülerdir ve ülkenin en değerli tarım ürünlerinden biri olarak öngörülmektedir.
Kullanımının yaygın olmasına karşın, çok az çalışma ilacın cinsel deneyimler üzerindeki etkisini kapsamlı şekilde incelemiştir. Son dönem çalışmalar, önemli bir kesimin kenevirin cinsel deneyimleri artırıcı etkisi olduğuna inandığını gösteren önceki bulguları doğrulamış ve edebiyattaki bu boşluğu doldurmayı hedeflemiştir.

British Columbia Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü bir çalışmada, cinsel aktivite sırasında kenevir kullandıklarını bildiren 216 kullanıcıya anket uygulanmıştır. Bulgular, katılımcıların büyük çoğunluğunun kenevir kullanımının cinsel deneyimlerini olumlu etkilediğini ortaya koymuştur. Özellikle:
- %74’ü erotik dokunuşlara karşı hassasiyetinin arttığını belirtmiştir.
- %74’ü cinsel tatminde iyileşme yaşamıştır.
- %70’i kendini seks sırasında daha rahatlamış ve ana odaklanmış hissetmiştir.
- %66’sı orgazm sırasında artan zevk bildirmiştir.
- %59’u cinsel istekte artış yaşadığını belirtmiştir.
- Orgazma ulaşmakta zorluk yaşayanların yarısı, kenevirin orgazma ulaşmada yardımcı olduğunu bildirmiştir.
- %41’i seksin bazı yönlerinde iyileşmeler, bazılarında ise zayıflamalar yaşadığını belirtmiştir.
- %39’u kenevirin her zaman cinsel deneyimi daha iyi hale getirdiğini düşünmektedir.
- Yalnızca %5’i kenevirin her zaman cinselliği bozduğunu belirtmiştir.
St. Louis Üniversitesi’nde yürütülen ikinci çalışma ise, kontrol amaçlı jinekoloğa başvuran 373 kadında seks öncesi kenevir kullanımıyla ilgilidir. Katılımcıların üçte biri seks öncesi kenevir kullandığını bildirmiştir. Seks öncesi düzenli olarak kenevir kullananların, kenevir kullanmayanlara veya nadiren kullananlara kıyasla iki kat daha doyurucu orgazm yaşama olasılığı bulunduğu tespit edilmiştir.
Her iki çalışmada da kolay ulaşılabilen gönüllü katılımcıların kullanıldığı örnekleme yönteminin kesin sonuç vermemekle beraber, mevcut sosyal bilim literatürünün geneliyle tutarlı sonuçlar verdiği belirtilmektedir. Nitekim, psikoloji ve ilgili alanlarda birçok araştırma, pratik nedenlerle gönüllülük esasına dayalı örneklem kullanır ve bu tür çalışmalar çeşitli olguların anlaşılmasına değerli katkılar sunmaktadır.
Kenevir cinsel partnerler arasındaki duygusal bağı geliştirir mi?
Kenevir veya diğer maddelerin ilişki dinamiklerini nasıl etkilediği sorusu, akademik çevrelerde ve dışında tartışmalı bir başlık olmuştur. Bazı görüşlere göre, madde kullanımı düşük ilişki tatmini, artan boşanma riski ve yüksek saldırganlıkla ilişkilidir. Diğerleri ise, maddenin ilişkiye zarar verici etkilerinin nispeten az olduğunu ve hatta uzun vadede olumlu sonuçlar doğurabileceğini savunur. Örneğin, bazı araştırmalarda çiftlerin birlikte alkol tüketiminin olumlu ilişki işlevselliğini artırabileceği belirtilmiştir.

Son tartışmaların aksine, Cannabis dergisinde yayımlanan güncel bir araştırma, aralıklı ya da düzenli kenevir kullanımı ile ilişki yakınlığı arasında pozitif bir ilişki olabileceğini göstermiştir. Buffalo Üniversitesi ve Houston Üniversitesi araştırmacıları, 183 heteroseksüel çifti 30 günlük bir günlük çalışmasına dâhil etmiştir. ABD’nin kuzeydoğu bölgesinden alınan bu çiftler, haftada en az iki kez kenevir kullanan kişilerden oluşmaktadır.
Bu 30 günlük süreçte, katılımcılardan hem kenevir kullanımı hem de partnerleriyle olan yakınlık anlarını mobil bir uygulamayla kaydetmeleri istenmiştir. Yakınlık anı; partnerle birlikte paylaşılan özel an, sevgi, ilgi veya destek veren etkileşimler olarak tanımlanmıştır.
Veriler incelendiğinde araştırmacılar şu anahtar gözlemlerde bulunmuştur:
- Katılımcılar, çalışmanın sürdüğü dönemde ortalama iki günde bir yakınlık anı raporlamıştır.
- Yakınlık anları, saat 17:00’den sonra, öncesine kıyasla daha sık yaşanmıştır.
- Kadınlar, erkeklere göre anlamlı şekilde daha fazla yakınlık anı bildirmiştir.
- Katılımcılar, sürede ortalama iki günde bir kenevir kullanmıştır.
- Erkekler, kadınlara kıyasla anlamlı ölçüde daha fazla kenevir kullanmıştır.
- Bir ya da her iki partnerin kenevir kullanıp kullanmamasından bağımsız olarak, kenevir kullanımı sonrası iki saat içinde yakınlık anı yaşama olasılığı anlamlı şekilde artmıştır.
- Bu bulgular, kenevir kullanımı ile ilişki yakınlığı arasında pozitif bir bağ olduğunu göstermektedir.
Araştırmacılar, partneriyle aynı anda veya yanında kenevir kullanan kişilerin sonrasında yakınlık anı yaşama olasılığının arttığını sonucuna ulaşmıştır. Önemli olarak, bu etki partnerlerin cinsiyetinden bağımsız olarak ve bir ya da iki kişinin kenevir kullanmasından bağımsız olarak gözlemlenmiştir. Önceki alkol araştırmalarında, ilişkinin yararlarını yaşamak için her iki partnerin birlikte içki içmesi gerektiği ileri sürülürken, bu çalışma kenevirin yalnızca bir partner kullansa dahi ilişkide yakınlık duygusunu güçlendirebileceğini göstermektedir.
Bu bulgular, romantik ilişkilerde kenevir kullanımının potansiyel bir faydasına dikkat çekse de, nedensellik ilişkisi olduğunu söylemek için temkinli olmak gerekir. Kenevir kullanımı ile ilişki yakınlığı arasındaki temel mekanizmaları tam anlamıyla ortaya koymak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Dış Kaynaklar
1. Kenevir Kullanımı ile Erektil Disfonksiyon Arasındaki İlişki: Sistematik Derleme ve Meta-Analiz
2. Kenevir Cinsel Deneyimi Nasıl Değiştirir: Kadın ve Erkeklerde Anket Çalışması
3. Kenevir Tüketimi ve Prososyal Davranış
4. Kenevir ve Alkol Kullanımının Cinsellik Üzerindeki Etkisi: 18-30 Yaş Gençlerde Gözlemsel Çalışma
5. 12-15 Yaş Ergenlerde Kenevir Kullanımı ve Cinsel Davranış Arasındaki İlişki
6. Kadınlarda Kenevir Kullanımı ile Riskli Cinsel Davranışlar Arasındaki İlişkiler: Kısa Rapor
8. Kenevirin Cinsellik Üzerindeki En Son Etkileri
Comments