Kenevir Bitkileri Düşünebilir mi?
- 1. İnsanlar nasıl düşünür?
- 2. Bitki tropizmleri nelerdir?
- 2. a. Fototropizm
- 2. b. Tigmortropizm
- 2. c. Gravitropizm
- 2. d. Hidrotropizm
- 2. e. Diğer tropizm türleri
- 3. Bitki tropizmleri ile İnsan duyuları karşılaştırması
- 4. İnsanlar kenevir bitkileriyle İletişim kurabilir mi?
- 4. a. Bu verim, potansiyel ve toplam Üretimdeki artışa neden olan süreçler nelerdir?
- 5. Sonuç olarak
Dünya üzerinde 300.000'den fazla bitki türüyle, onların hayatta kalmak ve gelişmek için zamanla evrilip adapte oldukları açıkça ortada; Şimdi, bizler gibi görme, koku alma, dokunma ve tat alma gibi deneyimlere sahip olamasalar da, bu onlar için büyük bir evrimsel dezavantaj olabilir fakat farklı ortamlara uyum sağlamak için başka yolları var. Bitki tropizmleri, kenevir tohumları ve bitkilerin değişikliklere uyum sağlamasına yardımcı mekanizmalardır ve bu sayede belirli bir uyarana doğru ya da ondan uzağa doğru büyürler, bu onların bizim gibi düşündükleri anlamına gelmez ama bir bakıma buna benzer.
1. İnsanlar Nasıl Düşünür?
Canlı organizmalar dendiğinde aklınıza insanlar, maymunlar veya yunuslar gelebilir ama bitkiler gelmez çünkü onlar insanlar veya diğer hayvanlar gibi davranmazlar. İnsan ve hayvan beyni son derece karmaşıktır ve güç tüketme, hafızayı depolama, düşünceleri işleme ve reaksiyonları tetikleme kabiliyetine sahiptir. Bilim insanları beynin nasıl çalıştığını hâlâ tam anlamıyla çözememiş olsalar da, nöronların tüm bu eylemlerden sorumlu olduğunu ve beyindeki bağlantıların internetin çalışma şekline çok benzediğini biliyorlar; çünkü sürekli olarak bilgi alışverişinde bulunurlar. Örneğin, sıcak bir yüzeye dokunduğunuzda, nöronlar bu bilgiyi işleyip sonraki adımda ne yapmanız gerektiğine karar verir ve bu eylem gerçekleşmeden yarım saniye (veya daha hızlı) önceden sonucu hesaplayıp belirlemiş olur.

Fakat bitkiler bizim gibi bir beyne sahip değildir, peki bitkiler hangi yöne doğru büyüyeceklerini nasıl biliyorlar? Aslında, bitkilerin nasıl ve ne zaman büyüyeceklerini anlamalarına olanak tanıyan oldukça karmaşık mekanizmaları vardır. Bitkilerde beyin yoktur ama bizim sinir sistemimize benzer şekilde çalışan, zamana duyarlı genler vardır ve bunlar birlikte çalışarak belirli uyarıcılara nasıl tepki verileceğini belirler.
Örneğin, bitkileriniz birkaç gün boyunca daha soğuk sıcaklıklara maruz kalırsa, büyüme hızını yavaşlatır ve yaprak (veya yaprak gelişimi) ya da tohum için en uygun zamanı bekler; aynı şekilde, düşük veya yüksek stres eğitimleri gibi bitki eğitimi teknikleri uyguladığınızda da bu gerçekleşir. Ayrıca, araştırmacılar bitkilerin ışığa maruz kalmaya dair bilgileri hatırlayabildiğini ve bu bilgiyi diğer bitkilere aktarabildiğini öne sürüyorlar; yani beyinle eşdeğer bir yapıları olmasa da, bitki zekası oldukça karmaşık olup bitki tropizmleri sayesinde oldukça ilginç davranışlar sergilemelerini sağlıyor.
Yani, bitkiler biz insanlar ve diğer hayvanlar gibi beyin ya da nöronlara sahip değildir. Yine de, kimyasal etkileşimler şeklinde kendi iletişim türlerine sahiptirler. Bitkiler, çevresindeki değişiklikleri kimyasal sinyaller ve bu sinyallerin tetiklediği hücresel değişikliklerle algılayıp uyum sağlayabilir. Örneğin, böcek saldırısı durumunda, bazı bitkiler doğal zararlı avcılarını cezbetmek için sinyal molekülleri üretebilir ve ortama salabilir. Yani, bitkiler dokularına zarar veren böcekleri hissedecekleri gibi, aynı zamanda belirli avcı türleri tehdidi ortadan kaldırsın diye ortama belirli bileşikler bırakabilirler.
Üstelik bitkiler yakınlarındaki akrabalarını bu tür saldırılar konusunda "uyarabilir". Komşu bitkilere zararlıların yakında olduğuna dair kimyasal sinyaller üretebilirler. Bitkiden-bitkiye bu iletişim, komşuların da kendi savunma bileşiklerini önceden üretmesini başlatır ve bu da hayatta kalma şansını artırır. Hepsi bu kadar da değil. Bitkiler, bitki olmayan türlerle de iletişim kurabiliyor gibi görünüyor. Örneğin, toprağa belirli mantar türlerini cezbetmek ve onlarla birleşmek için salgılar pompalarlar. Birleştikten sonra mantarlar besin araması yapar ve karşılığında şekerler ile diğer önemli maddeleri alır. Ayrıca bitkiler topraktaki bakteriyel sinyallere de yanıt verebilir. Bu iletişim biçimi, köklerin azot bağlayan bakteriler için yaşama ve beslenme ortamı sunmasını sağlar. Karşılığında bu mikroplar da barınak ve besin elde eder.
2. Bitki Tropizmleri Nelerdir?
Tüm diğer hayvanlar ve organizmalar gibi, bitkiler de karşı karşıya kaldıkları farklı çevre koşullarına uyum sağlamak zorundadır. Diğer canlılar bir yerden bir yere hareket edebilirken, bitkiler bunu yapamaz, bu yüzden zorlu yetiştirme koşullarıyla başa çıkmak için başka yollar bulmaları gerekir ve işte burada bitki tropizmleri devreye girer.
Bitki Tropizmleri, bitkilerin ışık, yerçekimi, su ve dokunma gibi belirli uyarıcılara karşı ileriye ya da geriye doğru uyum sağlayabilmesini sağlayan mekanizmalardır. Bu olduğunda, bitkinin bir kısmındaki hücreler diğer kısımlardan daha hızlı büyüyebilir ve bu da bitkinizin hangi yöne büyüyeceğini belirler; bitki hormonları, örneğin oksinler gibi hormonların yardımıyla, bu büyümeyi düzenler ve bitkinin uyarıcı türüne göre eğilmesine veya bükülmesine neden olur. Uyarıcıya verilen yanıtın iki tipi vardır:
- Negatif tropizm: Uyarıcıdan uzak büyüme;
- Ve Pozitif tropizm: Uyarıcıya doğru büyüme.
Bu iki yanıt türü içerisinde, negatif ya da pozitif tropizme yol açabilecek birkaç bitki tropizmi (veya tropik cevap) bulunur: Fototropizm, Tigmortropizm, Gravitropizm, Hidrotropizm, Termotropizm ve Kemotropizm.
Fototropizm
Fototropizm, bitkinin ışığa doğru büyümesini sağlayan bir mekanizmadır; yani kenevir bitkilerindeki fototropizm, pozitif bir tropizmdir çünkü bu tropizm sayesinde bitkiler ışık kaynağına doğru büyür. Bunun nedeni, kenevir bitkilerinin hücrelerinde ışığı algılayan fotoreseptörlerin olmasıdır ve bu durumda bitki hormonları olan oksinler, daha az ışık alan dallara yönlendirilir, böylece bu dalların daha çok ışığa doğru büyümesi sağlanır ve ihtiyaç duydukları ışığı alabilirler.

Şimdi, fototropizm dallar, yapraklar ve gövde için pozitif tropizmken, kökler için aslında negatif tropizmdir çünkü köklerin büyüyüp gelişebilmesi için ihtiyaç duyduğu su ve besinler yeraltında bulunur, bu nedenle kökler ışığa doğru değil, ışık kaynağından uzak büyürler. Yani bir uyarıcı, bitkinin hangi parçası olduğu fark etmeksizin farklı tropik yanıtlar oluşturabilir. Kenevir bitkilerinde ışığı algılayabilen fotoreseptörler, bilim dünyasında fito-kromlar olarak bilinir.
Bu yapılar Pr ve Pfr olmak üzere iki farklı formda bulunur. Bir kenevir bitkisi çevresindeki bir ışık kaynağını algıladığında, Pr'yi Pfr'ye dönüştürür ve bu, bitkilerin foton kaynağına doğru büyümesini tetikleyen hücresel ve hormonal zincir reaksiyonunu başlatır. Ancak bitkide fototropizm, dahil olan ışık dalgaboylarna göre değişir; her dalgaboyu aynı etkiyi göstermez. Her birinin kenevir bitkilerine nasıl etki ettiğini anlamak, yetiştirici olarak belirli bitki yanıtlarını tetikleme ya da önlemede size yardımcı olacaktır. Örneğin, mavi dalgaboylar güçlü bir fototropik tepkiyi başlatmakta özellikle etkilidir, kırmızı dalgaboylar ise daha az etkilidir. Bu nedenle, pek çok iç mekân yetiştiricisi, kenevir bitkilerinin büyüme döngüsünün farklı aşamalarında optimal büyüme için özel dalgaboyu üreten LED büyüme ışıklarını kullanmayı tercih eder.
Heliotropizm
Heliotropizm, Fototropizmin bir türüdür; fakat Fototropizmden farklı olarak, bu tropik yanıt çiçeklerin ve gövdelerin, güneşin gökyüzünde hareketini takip etmesini ve yüzünü ona dönmesini sağlar. Bu tropik yanıt, ayçiçeği bitkilerinde kolayca gözlemlenebilir; çünkü güneş neredeyse o yöne dönerler, bu da sıcaklıklarını artırır ve onları tozlayıcılara daha cazip hale getirir.

Şimdi, Heliotropizm ile Fototropizmin aynı olup olmadığı konusunda uzun zamandır bir tartışma var ancak araştırmalar aslında ikisinin birbirinden farklı olduğunu ortaya çıkardı; dolayısıyla bunları birbirine karıştırmadığınızdan emin olun!
Tigmortropizm
Tigmortropizm, bir bitkiye dokunulduğunda ya da katı bir cisimle karşılaştığında verdiği tepkiyi ifade eder; örneğin, pozitif Tigmortropizm bir sarmaşığın büyümeye devam edebilmek için bir yüzey aradığında bükülmesiyle oluşur. Çünkü bitki, bazı hücrelerin (genellikle sarmaşıkların ucunda) bir yüzeyle temas etmediğini "bilir" ve onların diğer hücrelerden daha hızlı büyümesini sağlayarak bir tırmanma yüzeyine ulaşana kadar büyümelerine devam eder. Tigmortropizm kenevir dalları için geçerli değildir ama bir kenevir bitkisinin köklerinde geçerlidir.

Daha önce de belirtildiği gibi, bahsettiğiniz bitki bölümüne bağlı olarak bir tropizm pozitif ya da negatif olabilir ve bu durum Tigmortropizm için de geçerlidir. Kökler daha derine indikçe bir kaya ya da büyük bir odun parçası gibi kök gelişimine engel olabilecek bir engelle karşılaşabilir ve bu olduğunda Tigmortropizm yönlerini değiştirerek kök büyümesini engelleyebilecek engellerden kaçınmalarını sağlar; Yani çiçekler ve dallar için pozitif tropizm olan bu tepki, kökler için negatif tropizm olabilir.
Gravitropizm
Gravitropizm oldukça önemlidir çünkü kenevir bitkisinin köklerinin ve genel büyümesinin yerçekimine göre yönlendirilmesini sağlar; yani kökler aşağı doğru büyürken, gövde, dallar ve yapraklar yukarı doğru büyür. Araştırmacılar, statosit adlı bir hücre türünün bu tropik tepkinin gerçekleşmesinde sorumlu olduğunu düşünüyor. Bu hücreler ana kökün ucunda, köklerde ve dallarda bulunabilir ve bu tropik tepkinin oluşmasını sağlar; bu yüzden kökler daima yerçekiminin yönüyle aynı yönde büyürken bitkinin kendisi ters yönde büyür.

Oksin gibi bitki hormonları da bu tropizmde önemli rol oynar çünkü dallar ışık almıyorsa, oksinler dalın alt tarafında birikir ve bu kısımda hücreler daha hızlı büyüyerek dalın yukarıya doğru kıvrılmasını sağlar; bu nedenle örneğin dalları bağlarken ipleri zamanla ayarlamanız gerekir.
Hidrotropizm
Hidrotropizm, kenevir bitkilerinin su kaynağına karşı verdikleri tropik bir tepkidir. Bu tropizm çok önemlidir çünkü bitkilerin yaşaması için suya ihtiyacı vardır ve bu tropizm aşırı sulama veya kuraklığa karşı koruyucu bir görev görür. Örneğin, toprak kuru olduğunda pozitif hidrotropizm gerçekleşir ve kökler suyu bulmak için büyür, çok fazla su olduğunda ise negatif hidrotropizm oluşur ve kökler sudan uzak büyümeye başlar.

Bu durumda, kenevir bitkileri aslında gravitropizmi yenmek ya da ona daha az duyarlı olmak zorunda kalır; yani su eksikliği ya da fazlalığı, bitkilerin hidrotropizmi gravitropizmin önüne çıkarmasına yol açabilir ve bu, toprağın yapısına bağlı olarak değişebilir. Örneğin, daha nemli topraklarda büyüyen kökler hidrotropizmi gravitropizme göre daha çok gösterirken, iyi havalandırılmış toprakta büyüyen bitkiler gravitropizme daha büyük yanıt verir.
Diğer Tropizm Türleri
Belirttiğimiz bitki tropizmlerinin dışında, büyümeyi etkileyen iki farklı tropizm türü daha vardır; bunlar Termotropizm ve Kemotropizmdir. Bu tür tropizmleri gözlemlemek daha zor olsa da gerçekte vardır.
Termotropizm
Termotropizm, sıcaklık, soğuk ya da herhangi bir ısı değişikliğine yanıt olarak gerçekleşen büyüme veya hareketi ifade eder. Örneğin, kökler belirli bir sıcaklıkta pozitif termotropizm gösterebilir fakat daha soğuk veya daha sıcak koşullarda negatif termotropizm oluşabilir fakat kökler yer altında olduğu için gözlemesi zordur.
Kemotropizm
Kemotropizm, kimyasallara karşı büyüme yanıtına verilen isimdir; kökler kimyasallara oldukça hassastır ve toprakta bulunan bazı maddelere pozitif ya da negatif şekilde tepki verebilir. Örneğin, Kemotropizm, bitkilerin topraktaki besinlere ulaşmasını ve büyümeyi teşvik etmesini sağlar. Kemotropizmin diğer bir örneği, polen dişi çiçeğin beyaz tüylerine (stigma) düştüğünde ortaya çıkar; bu olduğunda kenevir bitkisi, tohumların canlı ve sağlıklı olması için ovarilere büyümeyi yönlendirecek kimyasal sinyaller salar.
3. Bitki Tropizmleri ile İnsan Duyuları Karşılaştırması
Belirtildiği gibi, bitkiler beyne sahip olmadıklarından düşünmezler ama, böcek istilası ya da daha fazla suya ulaşma isteği gibi durumlarda, çeşitli hormonlar ile büyümeyi yönlendiren tropizmleri vardır. Yani beyinleri olmasa da, bitkiler de uyarıcılara kendi "sinir sistemleriyle" tıpkı bizler gibi tepki gösterir; ancak işleyiş şekli farklıdır.
Kenevir Bitkileri Koklayabilir mi?
Bitkilerde koku alma duyusu, diğer canlılardan farklı çalışır. Etilen içeren bazı reseptörleri sayesinde çevredeki kimyasalları algılayabilirler. Bitkilerdeki koku alma duyusu, çiçek veya meyve olgunlaşmasını koordine ederek, tohumları veya polenleri dağıtacak tozlayıcıları çekmelerini sağlar ve bu sayede türlerinin devamlılığını sağlamayı amaçlarlar.

Bu reseptörlerin asıl önemi, bitkilerin zararlılar tarafından saldırıya uğradığında (örneğin böceklerle) diğer bitkilerle iletişim kurmasını sağlamasıdır. Saldırıya uğradıklarında, çevreye yakın bitkileri uyaran özel feromonlar salarlar. Yani, bitkiler bizim gibi koklayarak değil, kimyasallarla etkileşime geçerek iletişim kurarlar ve bunu gerçekten de kullanırlar.
| İnsanlar ve Bitkiler: Koku Duyusu | |
|---|---|
| İnsanlar | Bitkiler |
| Olfaktor soğan | Kemotropizm; Hidrotropizm. |
| Fossa | |
Kenevir Bitkileri Dokunmayı Hisseder mi?
Kenevir bitkilerinin ısıya, soğuğa veya kuvvetli rüzgara hassas olduğu bilinir; bu yüzden bu şartlarda büyüyen bitkiler büyüme yavaşlığı veya zorluğu yaşayabilir, bu da bir çeşit dokunma hassasiyeti oluşturur. Ancak, Venüs Sinek Kapanı veya Mimosa Pudica gibi bazı bitkilerde dokunma duyusu çok daha belirgindir, dokunulduğunda otomatik olarak yapraklarını kapatır; yani bitkilerde dokunma duyusu vardır ama hayal ettiğinizden farklı şekilde çalışır.
| İnsanlar ve Bitkiler: Dokunma Duyusu | |
|---|---|
| İnsanlar | Bitkiler |
| Deride özelleşmiş nöronlar | Tigmortropizm; Termotropizm. |
| Duyu sinirleri | |
Kenevir Bitkileri Tadabilir mi?
Diğer duyular gibi, bitkilerde de tat alma duyusu vardır ama işleyişi ve kullanılış amacı farklıdır. Bazı hayvanlarda olduğu gibi, bitkilerin tat ve koku duyuları birbiriyle bağlantılıdır. Bitkilerde tat alma duyusu köklerde bulunur ve komşu köklerle iletişim kurabilirler; örneğin, bitkiler suya ihtiyaç duyduğunda yakındaki bitkilere sudan eksik olduğunu iletir ve bu sayede diğer bitkiler stomalarını kapatıp su buharlaşmasını önleyerek kuraklığa karşı önlem alırlar.

Koku alma duyusu çevredeki kimyasalları algılamayı sağlarken, tat alma duyusu topraktaki suya çözünmüş kimyasalları algılar ve bunlar köklere bağlanabilir.
| İnsanlar ve Bitkiler: Tat Duyusu |
|
|---|---|
| İnsanlar | Bitkiler |
| Dildeki tat tomurcukları | Kemotropizm; Hidrotropizm. |
| Boğaz ve yemek borusu | |
Kenevir Bitkileri Duyabilir mi?
Bitkiler bizler gibi duyamasa da, bir tür duyuya sahiptir. Örneğin, bitkiler müzik duyamaz (çünkü kulakları ya da kulak zarları yoktur) fakat titreşimleri algılayabilirler; böceklerin ya da solucan gibi daha küçük canlıların titreşimlerini algılayabilirler. Bitkiler ayrıca diğer bitkilerin oluşturduğu titreşimleri de algılayabilir, bazı bitkiler ise ultrasonik titreşimler üreterek iletişim kurar ve böcek saldırısı veya güçlü rüzgarlara karşı önlem alır.
| İnsanlar ve Bitkiler: İşitme Duyusu | |
|---|---|
| İnsanlar | Bitkiler |
| Dış kulak | Kemotropizm; Hidrotropizm. |
| Kulak kanalı | |
Kenevir bitkileri görebilir mi?
Kenevir bitkilerinin gözleri yoktur, bu yüzden bizim gibi göremezler ama fototropizm sayesinde ışığın yönünü algılayabilir ve ışığın gücünü hissedebilirler. Bitkilerde ayrıca, mavi spektrumu yakalayan fototropinler ve kırmızı spektrumu algılayabilen fitokromlar vardır. Tabii ki bu bizim gözümüz gibi görüntü oluşturmaz çünkü bitkiler kesinlikle insanlar ve hayvanlar gibi görüntü oluşturamazlar, fakat bu onların iç saatlerini düzenlemelerine ve fotosentez ile terleme gibi işlemleri ayarlamalarına yardımcı olur, böylece ne kadar ışık aldıklarını ve ışık spektrumunun hangisi olduğunu "görebilirler".
| İnsanlar ve Bitkiler: Görme Duyusu | |
|---|---|
| İnsanlar | Bitkiler |
| Gözbebeği | Fototropizm ve Heliotropizm; Termotropizm. |
| İris | |
4. İnsanlar Kenevir Bitkileriyle İletişim Kurabilir mi?
Artık bitkilerin uyarıcıları nasıl aldıkları ve çevreleriyle nasıl etkileşimde bulunduklarına dair temel bir eğitimimiz olduğuna göre, en merak edilen soru şu... İnsanlar konuşma ve müzik gibi farklı uyarıcı formlarıyla kenevir bitkisinin yaşam döngüsüne, son ürünün kalitesine ve toplam verime olumlu bir etki yapabilir mi? Bu konuda 1950'lerden beri oldukça ilginç araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmaların çoğu hakemli yayın olmasa da, anekdotlar yetiştiriciler ile bitkileri arasında kurulan olumlu etkileşimin verim artışına olumlu etkisi olduğunu gösteriyor. Bu konudaki ilk gerçek araştırma Hindistan Annamalai Üniversitesi'nden geliyor. Dönemin botanik bölümü başkanı Dr. T.C. Singh tarafından yürütülen çalışmada, vejetatif ve çiçeklenme dönemlerinde müziğe maruz bırakılan ürünlerin toplam kütlede %72, boyda ise %20 artış gösterdiği bulundu. Ayrıca, müzik eşliğinde çimlendirilen tohumlarda fan yaprağı üretimi arttı, daha büyük boyuta ulaşıldı ve internodal uzunluk ile gövde dayanıklılığı gibi temel özellikler iyileşti. Önce sadece klasik müzikle denedi, sonra Hint folklorik müziği "Raga"ya geçti.
Her iki müzik türüyle de benzer olumlu sonuçlar raporladı; hatta müzik olmadan çıplak ayakla bitkilerin yanında dans etmenin bile bitki büyümesini hızlandırıp bitki özelliklerini iyileştirdiğini gözlemledi. Bir diğer çalışma Kanada'dan; Kanadalı mühendis ve bilim insanı Eugene Canby, Johann Sebastian Bach melodileri eşliğinde yetiştirilen ürünlerin üretim ve veriminin %66 oranında arttığını gözlemledi. Daha yakın zamanda, Sicky Buds dispensary için çalışan yetiştirici Elias Tempton, küçük ev yetiştirme alanında ürünü yanında 24 saat klasik müzik çalan bir radyo ile gözle görülür iyileşmeler raporladı. Bitkilerin derisi ve genel yaprak yapısı belirgin şekilde iyileşti.
Bunun sonucunda, Sticky Buds ana yetiştirme evinde de klasik müzik çalmaya başladı ve aynı iyileşmeleri elde etti. Bitkilerin müzikten etkilendiğini düşünse de, bunun asıl sebebinin müzik değil müziğin insanda oluşturduğu olumlu ruh haliyle ilgili olduğunu düşünüyor. En çok yetiştirilen türlerden biri olan Northern Lights'ın ilk üreticilerinden Matt Lopez de aynı görüşte. Kendi yetiştirme odalarında sürekli klasik müzik çalıyor ve bitkileriyle sadece olumlu şekilde etkileşime giriyor. Ona göre insanlar ürünlerine sevgiyle yaklaşıp klasik müzik (Beethoven veya Mozart gibi) çaldıklarında, bitkiler daha hızlı büyüyor, bitki sağlığını destekliyor ve daha büyük verimlerle, daha yüksek kannabinoid potansiyeli elde ediliyor.
Bu Verim, Potansiyel ve Toplam Üretimdeki Artışa Neden Olan Süreçler Nelerdir?
Tamamen dürüst olmak gerekirse, bu konuda kesin bir sonuca varılmış değil. Görülen verim artışlarının ve faydaların müzikle ilgili olduğuna dair kesin bir bilimsel kanıt halen yok. Ama gelin bazı mantıklı açıklamalara bakalım. Ses dalga şeklinde iletilir; insanlar için, bu dalgalar kulak zarımıza çarpar ve titreşim yaratır. Bu titreşimler elektriksel uyarılara dönüşüp beyne iletilir, orada da işlenir ve yorumlanır. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bitkiler ses titreşimlerini algılayarak sesi duyar, fakat bunu biz insanlardan (ve diğer pek çok hayvandan) tamamen farklı bir şekilde yapar. Bitkilerde protoplazma adı verilen bir yapı vardır. Bu protoplazma sürekli bir hareket halindedir ve bu da onu tüm titreşimlere karşı duyarlı yapar. Ses dalgalarının bu sürekli hareket durumunu değiştirebileceği, yani hücrelerdeki hareketi hızlandırabileceği teorisi vardır. Bu da daha iyi büyüme oranı, daha iyi besin alımı ve genel canlılık getirebilir. Kimi yetiştiriciler bir müzik türüne, kimileri ise tam tersi başka türlere bağlı kalıyor. Bu nedenle, herhangi bir türün kenevir için daha iyi olduğuna dair kesin bir iddiada bulunmayacağız.
Aslında, yapılan çalışmaların gösterdiği nokta, müziğin kendisinden ziyade ürününüzle ilgilenmek, tam anlamıyla beslemek ve niyetinize odaklanmak çok daha önemlidir. Biz FastBuds ekibi olarak çoğumuz için kenevir yetiştirmek, yalnızca elde edilen "sticky icky" ürün için yapılan bir hobi olmanın çok ötesinde. İlk başta eğlenceli bir uğraş gibi gelse de, zamanla insanı derinden etkileyen – hatta biraz ruhani – bir deneyim haline dönüşür. Aslında tüm bu tartıştığımız noktalara geri dönersek, niyetinizin ve kafa yapınızın ürününüze, ister kenevir olsun ister başka bir ürün olsun, doğrudan etki ettiğini söyleyebiliriz. İnsanlar kenevirle binlerce yıldır bağlantı halinde ve endokannabinoid sistemi, bu bitkiyle tür olarak ne kadar köklü ve derin bir geçmişimiz olduğunu kanıtlıyor, yani birlikte evrildik.
Endokannabinoid sistemi (ECS), doğrudan uyku, ruh hali, iştah, hafıza ve üreme düzenlemesinde rol alan karmaşık bir hücresel sinyal sistemidir. Tüm bunlar bize, kenevirle ortak köklerimiz olduğunu ve bu bitkinin insan türünün gelişiminde ne kadar önemli olabileceğini gösteriyor. O yüzden bir dahaki sefere ürününüzle ilgilenirken, bu bitkinin sağladığı evrimsel faydayı ve pozitif titreşimlerinizi ön planda tutun. En sevdiğiniz müziği açın, biraz kıpırdanın ve sürecin keyfini çıkarın. Kim bilir, bu sadece kendi ruh halinizi değil, favori bitkinizin gücünü, potansiyelini ve toplam üretimini de olumlu yönde etkileyebilir!
5. Sonuç Olarak
Bitkiler kesinlikle düşünür, ancak bizim alışık olduğumuz gibi değil. Sadece kenevir bitkileri değil, tüm bitkiler yukarıda adı geçen görme, duyma, koklama gibi çeşitli mekanizmalara sahiptir ve bunlar bitki gelişimi için çok önemlidir. Bu duyular olmadan, bitkiniz düzgün büyüyemez çünkü kökler, dallar ve yapraklar hangi yöne, ne şekilde ve ne zaman büyümeleri gerektiğini bilemez. Eğer diğer yetiştiricilere yardımcı olacak başka bitki tropizmleri hakkında bilgi sahibiyseniz aşağıya yorum bırakın!
Comments