Kenevir Bitkisinin Anatomisi: Tohumdan Tomurcuğa
- 1. Dişi ve erkek bitki anatomisi
- 2. Tohumlar ve fideler
- 3. Kökler
- 4. Yelpaze yapraklar
- 5. Şeker yaprakları
- 6. Ön-cinsiyet yapıları
- 7. Dallar ve gövdeler
- 8. Boğumlar
- 9. Çiçekler (tomurcuklar)
- 10. Dişicikler ve stigmal (beyaz tüyler)
- 11. Brahtlar
- 12. Trikomlar
- 13. Kenevir bitkisinin yaşam döngüsü
- 13. a. Çimlenme dönemi
- 13. b. Fide dönemi
- 13. c. Vejetatif evre
- 13. d. Çiçeklenme evresi
- 14. Autoflowering ile fotoperiyodik bitkiler arasındaki fark
- 15. Sonuç
Pek çok tüketici bir kenevir çiçeği (yani tomurcuklar) ve belki de bir yaprak görmüştür, fakat tohumdan büyüyen erkek ya da dişi bir bitkiyi hiç görmemiştir. Kenevir yetiştirirken, erkek ve dişi kenevir bitkisinin anatomisini bilmeniz gerekir; böylece neye ihtiyaç duyduklarını anlar, sorunları önlersiniz. 2026'da, kenevir tohumunu yetiştirmek ve üst düzey ürün elde etmek için, bir kenevir bitkisinin kök, boğum, çanak yaprak ve trikoma gibi bölümlerini bilmeniz gerekir.
1. Dişi ve erkek bitki anatomisi
Kenevir bitkileri dişi ve erkekli olarak ayrılır. Yani ayrı cinsiyetlere sahiptir, bu yüzden kenevir bitkileri erkek veya dişi olabilir. Kenevirde dişi bitki yüksek düzeyde kannabinoid üretir ve çiçekler (tomurcuklar) gelişirken, erkek bitki düşük düzeyde üretim yapar ve polen keseleri geliştirir.

İki bitki bir araya geldiğinde, erkek poleni dişi çiçekleri (tomurcukları) dölleyerek, yetiştiricilik ve ıslah amaçlı kullanılan tohumları oluşturur. Hangi bitkiyi yetiştirmeniz gerektiğini bilmek önemlidir; bu yazıda temel farklılıkları ve kenevir bitkisinin anatomisini açıklayacağız.
Ayrıca hermafrodit kenevir bitkileri de görebilirsiniz. Bir hermafrodit, hem erkek hem dişi organları geliştirir; yani aynı bitkide polen keseleri ve beyaz tüyler görürsünüz.
2. Tohumlar ve fideler
Kendi dişi kenevir bitkinizi yetiştirmek için ihtiyacınız olan ilk şey bir tohumdur. Kenevir tohumu, embriyoyu korumaya yarayan sert bir dış kabuğa sahiptir. Bu embriyo filizlendiğinde fideye dönüşecek ve sonunda tam büyüklükte bir bitki olacaktır. Doğru sıcaklık ve neme maruz kaldığında, fide (bebek bitki) gelişmeye başlayacaktır. Bu fide ortamdan, ortası yuvarlak, küçük yeşil bir çift yaprak (kotiledon) ile çıkar.

Kotiledonlar zaten klorofil içerir; bu da küçük yaprakların fotosentez yapmasını sağlar. Fakat tırtıklı ilk gerçek yaprakların çıkması, sadece erken vejetatif evrede olur.
3. Kökler
3-5 gün boyunca tohum çimlenme koşullarına maruz kaldığında, tohumdan çıkan beyaz bir "kuyruk" görürsünüz. Bu "kuyruk" ana köktür; boyu ve kalınlığı arttıkça ana kök olur ve buradan yan kökler çıkar.

Ana kök belirli bir büyüklüğe geldiğinde, ondan çıkan çok sayıda yan kök toprakta bir kök ağı oluşturur. Bu kökler su ve besinleri emer; bunlar bitkinizin büyümesi için hayati öneme sahiptir.
4. Yelpaze yapraklar
Kotiledon ortaya çıktıktan ve ışığa maruz kaldıktan sonra fotosentez yapmaya başlar; bu da fidelerin erken dönemde büyümesini destekleyecek şekeri üretir. Kısa süre sonra tırtıklı ilk gerçek yapraklar gelişir. Bitki olgunlaştıkça yelpaze yaprakları genellikle büyür ve daha fazla yaprakçığa; yani kenevirin karakteristik "parmaklarına" sahip olur. Yelpaze yaprağı.

Bitkinin genetiğine ve gelişim evresine göre yelpaze yaprakları genellikle beş, yedi, dokuz ya da daha fazla yaprakçık içerebilir. Yaprakçık sayısı ne olursa olsun, yelpaze yaprakları fotosentezde büyük rol oynar; ışık enerjisi, karbondioksit (CO₂) ve suyu kullanarak bitkinin büyüme ve gelişimi için gerekli şekerleri üretir.
Yaprak şekli ve boyutu, kenevir kültivarları arasında ciddi farklılık gösterebilir. Geleneksel olarak Indica olarak tanımlanan bitkiler daha geniş yaprakçıklarla, Sativa olarak tanımlananlar ise daha ince yaprakçıklarla ilişkilendirilmiştir. Fakat bu ayrımlar kesin değildir. Günümüzde pek çok kenevir kültivarı oldukça hibrittir; yani Indica ve Sativa terimleri genetik ya da kimyasal profil hakkında güvenilir bilgi vermez. Autoflowering bitkiler de genetik geçmişine bağlı olarak çok çeşitli yaprak formları gösterebilir.
| Kenevir yaprağı özellikleri |
|
|---|---|
| Tür | Yaprak özellikleri |
| Sativa bitki | İnce ve 13 veya daha fazla "parmak" içerir. |
| Indica bitki | Kalın ve geniş yapraklar, 9'a kadar "parmak". |
| Ruderalis bitki | Kısa ve kompakt, 3-5 "parmak" geliştirir. |
Bu şekerler, kenevir bitkisinin enerji kaynağıdır ve büyüme ile gerekli biyolojik süreçleri destekler. Yelpaze yapraklarının amacı güneş ışığı toplamak, su ve besin depolamaktır.
5. Şeker yaprakları
Şeker yaprakları genellikle fazla büyük değildir ve dişi bitkilerde tomurcukların arasında büyür. Bu yaprakçıklar bazen trikom bulundurabilir, fakat her bir çeşidin trikom üretimine bağlıdır.

Bu yapraklar, tomurcuklardan daha az reçine içerir ve genelde tüketilmez; ancak hasadın kalitesine göre bu yapraklarla yenilebilir ürünler, yağlar ve ekstraktlar yapılabilir.
6. Ön-cinsiyet yapıları
Ön-cinsiyet yapıları (ileride bitkinin cinsiyet organları olacaklar), kenevir bitkisinin ön-çiçeklenme aşamasında boğum aralarında görülür. Bitkiniz erkek çıkarsa, küçük toplar (erken evrede polen keseleri) görürsünüz; bunlar zamanla tomurcuklara dönüşecektir.
Bu polen keseleri sonunda olgunlaşarak açılır ve tohum üretmek için gerekli poleni serbest bırakır. Eğer polen kesesi yerine beyaz tüyler (stigmal) görüyorsanız, bitkiniz dişidir.

Hobi yetiştiricisiyseniz, bitkiniz tamamen olgunlaşmadan önce onu "cinsiyetlendirmelisiniz" (bir çelik alın, 12/12 saatlik ışık altında cinsiyet organlarına bakın). Böylece erkek bitkilerin dişi bitkileri dölleyip tohum üretmesini engellemiş olursunuz; döllenmiş çiçekler daha az kannabinoid ve toplamda daha düşük verim üretir.
Eğer ıslahçıysanız ya da sadece kenevir ıslahını denemek istiyorsanız, bir üretim odası kurarak bitkilerinizi kontrollü bir ortamda tozlayabilir ve istenmeyen tozlaşmayı önleyebilirsiniz; çünkü polen aşırı hafiftir, saçınızda, kıyafetinizde ve hatta rüzgarla taşınabilir.
7. Dallar ve gövdeler
Yukarıda belirtildiği gibi, yapraklar güneş ışığı emer ve yeni yaprak büyümesi ortaya çıktıkça bitkiniz daha fazla ışık alır; gövde ve dallar giderek kalınlaşır, her iki tarafta daha fazla boğum (ve boğum arası mesafe) oluşur.

Kenevir bitkisinin anatomisinin temel kısmı gövdesidir. Gövde, yaprak, dal ve dişi ya da erkek çiçek (kısacası tüm bitki) için destek sağlar. Gövdenin içinde Xylem ve Floem'den oluşan bir damar sistemi bulunur. Xylem su ve suda çözünmüş besin taşırken, Floem bitkilerde şeker, protein ve diğer organik maddelerin taşınmasından sorumludur.
8. Boğumlar
Boğumlar, dalların gövdeden çıktığı noktalardır. Vejetatif evrede karşılıklı paraleldirler ancak bitkiniz çiçeklenmeye başladığında boğumların görünümü düzensizleşebilir; bu bir sorun değildir, sadece bazı kenevir çeşitlerinin özelliğidir.

Günümüzde çoğu kenevir çeşidi hibrittir (Indica ve Sativa genetiğinin birleşimi), bu nedenle her zaman yüzde yüz kesin değildir ama genellikle Indicalar boğumları birbirine daha yakın olurken, Sativaların boğumları daha uzak aralıklıdır.
Boğumlar önemlidir; çünkü tomurcuklar veya polen keseleri burada gelişmeye başlar ve bitkinizin cinsiyetinin ilk işaretleri burada görülür.
9. Çiçekler (Tomurcuklar)
Tomurcuklar (çiçekler), yetiştiriciler için en önemli kısımdır, ancak aynı zamanda kenevir bitkisi için de öyledir. Çiçekler, tozlaştırıcıları çekmek ve (döllendikten sonra) bitki neslini devam ettirmek için tohum üretmek gibi çeşitli görevler üstlenir. Günümüzde feminiz edilmiş tohumlar bulabilirsiniz; bu tohumlar çıkan bitkilerin %99,99'u dişi olur. Doğada ise kenevir tohumları feminiz edilmemiştir; yani dişi ya da erkek olabilir.

Ön-çiçeklenme evresi, bitkinin erkek mi dişi mi olduğunu anlamak için çok kritiktir; çünkü cinsiyetin ilk belirtileri bu sırada belirir. Gövdenin tepesinde oluşan çiçeklere ana kola (apikal tomurcuk) denir.
Ana kola, ana tomurcukların toplandığı yerdir. Foliage arasında ve boğum aralarında küçük çiçek grupları da görülür, fakat ana kolaya kıyasla yan kolalar daha küçük olur.

Popcorn tomurcukları engellemek için LST ve HST bitki eğitim yöntemleriyle bitki büyümesi şekillendirilir, çiçeklenen bölgeler daha fazla ışıktan ve hava akımından faydalanır; böylece tomurcuklar daha iri ve kaliteli olur.
Çiçekler söz konusu olduğunda, dişi ve erkek çiçekler arasında belirgin fark vardır. Erkek bitkiler genellikle dişi çiçeklerden 2-3 hafta önce gelişir ve yukarıda belirtildiği gibi tomurcuk geliştirmez, polen kesesi kümelerinden oluşan kolalar oluşturur.
10. Dişicikler ve stigmal (beyaz tüyler)
Dişicik ve stigmal, dişi çiçeklerin üreme organlarıdır. Pek çok kenevir tüketicisi, stigmalara dişicik der ama aslında dişicik, stigmanın (beyaz tüylerin) çıktığı yerdir. Bu saç benzeri kısımlar, erkek çiçeklerin polenini toplamak ve böylece tohum üretmekle görevlidir.

Kenevir bitkisi tam olgunluğa ulaştığında stigmal birkaç kez renk değiştirebilir; genellikle beyaz tonlarıyla başlar, sarı, turuncu ya da kırmızıya ve en sonunda kahverengiye döner. Dikkat: trikomlar aksine, tüylerin rengi etki/potansiye işaretçisi değildir, ama olgunluğa dair ipucu olabilir.
11. Brahtlar
Brahtlar, çoğu kişinin çanak yaprak sandığı yapılardır ve aslında kenevir tomurcuğunu oluşturan kısımlardır. Bunlar armut biçiminde ve genellikle şeker yapraklarının arasında gelişen yumrulardır; çeşide bağlı olarak renk, şekil ve boyutları farklı olabilir.

Stigmal polenle buluştuğunda, brahtlar adeta bir ''tohum kuluçka makinesine'' dönüşür ve tohumun büyümesini, olgunlaşmasını sağlar; fakat bu, verimi ve tomurcularda reçineyi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle ''sinsemilla'' yani döllenmemiş ya da feminiz tohumlar yetiştirici ve kullanıcılar tarafından tercih edilir.
Döllenmemiş bir çiçek genellikle bol trikomludur; böylece hasadınızda daha fazla trikom olur ve bu yapılar terpenler ile kannabinoidlerin üretimi ve depolanmasından sorumludur.
12. Trikomlar
Trikomlar, tomurcuklar ve çevredeki yapraklarda bulunan küçük kristallerdir ve kenevir kullanıcıları için en önemli yapıdır. Bu mantar şeklindeki bezler şeffaf ve yapışıktır, tomurcuklar üzerinde kalın bir tabaka halinde oluşur. Trikomlar farklı tür ve boyutlarda karşımıza çıkar. Şunlardır:
- Kalkit-saplı trikomlar 100 µm;
- Sistolitik trikomlar 50 µm;
- Tek hücreli salgısız trikomlar 20 µm;
- Kalkit-sessil trikomlar 20 µm;
- Kompleks yumrulu trikomlar 10 µm ve;
- Basit yumrulu trikomlar 10 µm;
Tüm ''keyif için kullanılan çeşitler'' zengin THC içerir; trikom üretimi çeşide göre değişir, bu da bitkinizde daha fazla veya az trikom olmasına neden olur; fakat her halükarda tüm kenevir bitkileri trikom üretir.

Ev yetiştiricileri için trikomlar, hasat zamanını doğru belirlemek adına standarttır; fakat doğada, kenevir bitkileri trikomları, zararlılara ve UV ışığa karşı savunma sağlamak için üretir. Her ne kadar kapalı ortamda büyütürken fazla düşünmesek de, kenevir bitkisinin tüm kısımları önemli işlevlere sahiptir.
13. Kenevir Bitkisinin Yaşam Döngüsü
Artık kenevir bitkisinin anatomisiyle ilgili bilmeniz gereken her şeyi öğrendiniz; şimdi bir de yaşam döngüsünü inceleyelim. Kenevir bitkisi 8 ila 32 hafta arasında büyüyüp olgunlaşır ve bu süreçte dört ana evre geçer. Bunlar:
- Çimlenme dönemi;
- Fide dönemi;
- Vejetatif evre;
- Çiçeklenme evresi.
Sağlıklı bitki yetiştirmek için bu evreleri anlamalısınız; çünkü her evre, farklı ışık spekturmuna, ışık döngüsüne, besine ve yetiştirme koşullarına ihtiyaç duyar.
Çimlenme Dönemi
Tüm bitkilerde olduğu gibi, kenevir bitkileri de tohumdan başlar. Tohumlar, yeterli sıcaklık ve nem olmadıkça uyku halindedir. Yani kenevir tohumu çimlendirmek istiyorsanız, onları nemlendirip iyi koşullarda bırakmalısınız.
Dikimden sonra tohumlar 3 ila 10 gün arası çimlenir ve tohumda 2-3 hafta yetecek kadar besin bulunur; dolayısıyla toprak üstüne çıkana kadar ek besin kullanmaya gerek yoktur. Fide topraktan çıktığında iki küçük yuvarlak yaprak (kotiledonlar) oluşur; bu da fide evresinin başlangıcıdır.
Fide Dönemi
Kenevirin fide evresi genellikle 1-3 hafta sürer, bazen çeşide ve yetiştirme koşullarına göre daha uzun sürebilir. Bu dönemde bitkiler kök ve yeşil alan geliştirmeye odaklanır; kökler oldukça küçüktür ve narindir, fazla su ve besin vermekten kaçının.

Fide aşamasında, 18 saat ışık ve 6 saat karanlık sağladığınızdan emin olun ve zararlı ile hastalıklara karşı ekstra dikkatli olun; çünkü bu dönemde bitkiler oldukça hassastır.
Vejetatif Evre
Vejetatif evrede birkaç hafta geçtikten sonra, bitkileriniz daha fazla besin, ışık ve suya ihtiyaç duyar; çünkü kökler ve yeşil alanlar hızla gelişir. Vejetatif evrede, daha fazla azot ve daha az fosfor ve potasyum vermelisiniz; çünkü yaprak gelişimine azot gereklidir. Kapalı alanda yetiştiriyorsanız, çoğu zaman bitkiniz hasatta istediğiniz boyutun 1/3 veya 1/2'sine ulaştığında 12/12'ye geçirerek (çiçeklenmeyi başlatmak için) zamanı belirleyebilirsiniz.
Çiçeklenme Evresi
12/12 döngüsüne geçtiğinizde (veya dışarıda sonbahar geldiyse) bitkiniz çiçeklenmeye başlar. Çiçeklenme evresi 6 ila 10 hafta arasında (veya daha uzun, çeşide göre) sürebilir. Bu dönem, ön-çiçeklerin ortaya çıkmasıyla başlar ve bunlar zamanla büyüyüp o lezzetli, yapışkan çiçeklere dönüşür. Tabii bu sadece hızlı bir özet; ışık döngüsünden başka pek çok noktaya da dikkat etmek gerekir ama kenevir bitkisinin yaşam döngüsü ve anatomisini anlamak, olası sorunları önceden yakalamanıza yarar.
14. Autoflowering ile Fotoperiyodik Bitkiler Arasındaki Fark
Tamam, işte karşınızda! Bir kenevir bitkisinin yaşam döngüsü hakkında bilmeniz gereken her şey. Peki sadece bu kadar mı? Yukarıda anlatılanlar aslında fotoperiyodik çeşitler için geçerli; fakat artık sahnede yeni bir oyuncu var! Autoflowerlar! Bir zamanlar (haklı olarak) verimi az, potentliği düşük olarak anılırken...

Son yirmi yılda sayılı ıslahçının özverisiyle, autoflowerlar artık verim, tomurcuk potentliği, terpen ve flavonoid üretimi gibi tüm önemli alanlarda fotoperiyodik çeşitlerle eşit (hatta bazı durumlarda daha iyi) performansa sahip. Ve bu noktaya yıllardır ulaşıldı.
Ayrıca, yeni ve deneyimli yetiştiriciler için autoflowerlar, fotoperiyodik çeşitlere kıyasla büyük avantajlara sahip. Bunlar arasında şunlar var -
Daha hızlı sonuç
Bazı autoflowering bitkiler, tohumdan hasada yaklaşık 8 haftada ulaşabilir (çoğu çeşit 10 ila 11 haftadan kısa sürede olgunlaşır - gerçekten çabuk); buna karşılık fotoperiyodik çeşitler (özellikle Sativa hakim türler) en az iki kat daha uzun sürede olgunlaşır.
Daha kolay yetiştirilir
Autoflowerlar, geleneksel türlere göre daha az ilgi ve bakım ister. Neredeyse dikilen ve unutulan çeşitlerdir.
Çok yönlülük
Autoflowerlar inanılmaz çok yönlüdür; neredeyse her ortam ve koşulda yetiştirilebilir. Fotoperiyodik bitkiler gibi mükemmel iklim şartlarına ihtiyaç duymaz, çoğu zaman elverişsiz koşullarda da rahatça gelişirler. Bunun sebebi, kendilerinin Kuzey Avrupa'nın sert iklimlerinden gelen Ruderalis kökenidir.
Kamuflaj
Autoflowerlar genellikle fotoperiyodik bitkilere göre daha kompakt ve küçüktür; bu da saklamayı kolaylaştırır.

Dayanıklılık
Genel olarak, autoflowerlar hastalık, küf ve zararlılara karşı fotoperiyodik çeşitlere göre daha dirençlidir.
Daha fazla hasat
Autoflowerlar, çiçeklenme döngüsünü mevsimlere bağlamadığı için yılda birden fazla defa hasat verebilir. Dışarıda yetiştiriyorsanız, genellikle bir fotoperiyodik ürün zamanında iki autoflower ürünü elde edebilirsiniz. Kapalı ortamda ise, devamlı hasat rutini kurmak (farklı aşamada bitkiler döngü içinde döndürülür) oto kullanılırken çok daha kolaydır; çünkü bitkilerin tüm aşamaları aynı ışıktan faydalanır. Aşağıda detaylara ineceğiz.
Peki, autoflower ile fotoperiyodik çeşitler yaşam döngüsünde nasıl ayrılır?
Cevabı isminde saklı. Fotoperiyodik kültivarların büyüme evreleri ışık periyoduna göre değişirken, autoflowering türler genetik olarak programlanmıştır ve ışık döngüsü nasıl olursa olsun vejetasyondan çiçek üretimine geçer. Bu da hem iç ortam hem dış ortam yetiştiricileri için ciddi avantajlar sunar.
Autoflowerlar için en iyi ışık programı
Fotoperiyodik türlerde çiçeklenme başlayabilmesi için ışığı 18 saat açık / 6 saat kapalıdan 12/12'ye almak gerekir. Kolay gibi görünse de, bu, kapalı ortamda çiçeklenme ve vejetatif için ayrı alanlar gerektiği anlamına gelir. Oto için durum farklı! Yukarıda da belirttiğimiz gibi, autoflowerlar için ana avantaj, ne kadar ışık alırlarsa alsınlar çiçeklenmeleridir; yani, tohumdan hasada 22/2, 20/4 veya 18/6 ışıkta yetiştirilebilir. Karar size ait.
Yıllar süren deneme ve gözleme göre; oto türlerde en iyi sonucu 20/4 ya da 18/6 ışık döngüsüyle alırsınız. 24/0 da olur, ancak dinlenme süresi eksikliği bazı çeşitlerde strese yol açabilir. Bu rahatlık haricinde bir başka avantaj ise...
Autoflowerlarda sürekli hasat rutini kurmak
Her yetiştiricinin istediği şey nedir? Birkaç cevap olabilir, fakat en çok duyduğumuz hiç bitmeyen birinci sınıf tomurcuk stoğu. Peki tedarikinizi asla kesmemenin en kolay yolu nedir? Sürekli hasat rutini kurmak!

Ve evet, bu, fotoperiyodik çeşitlerle de mümkündür (ayrı vejetatif ve çiçeklenme odalarıyla), ama oto ile daha da kolay. Çünkü autoflowerlar, hangi ışık programı olursa olsun çiçeklenmeye başlar; tüm bitkiler aynı odada bakılabilir. Sadece yeni otoları odaya her hafta veya iki haftada bir ekin (ortalama 3-4 haftalık gruplar oluşturun). Böylece devamlı tomurcuk hasadı ve yeni bitki başlangıcı sağlanır. En güzeli! Bunu, bitişinizi ikiye bölüp bir tarafı vejetatif, diğer tarafı çiçeklenmeye ayırarak yapabilirsiniz.
Böylece, çiçeklenme tarafında hasada gelen bir otodan sonra yerine vejetatif taraftan yeni bir oto koyabilirsiniz. Çiçeklenme bitkileri için eksiksiz ScrOG sistemi öneriyoruz; böylece tüm çiçeklenme boyunca tepe eşit olur ve dengeli hasat elde edersiniz. Peki verim? Sürekli oto döngüsünde hasadınız azalır mı? Cevap: Hayır – her çeşide yeterli büyüme ve THC / CBD zamanı verirseniz, ister sürekli ister tekli ekim olsun verim aynıdır. Peki ya fideler?
Aynı odada yetiştirebilirsiniz, fakat önermiyoruz. Ana ışık büyüme lambası, fideler için çok kuvvetlidir; odaya uyum sağlanmadan önce daha loş ortam gerekir. Ayrıca fideler vejetatif ya da çiçeklenme bitkisinden daha sıcak ve nemli ortamda gelişir. Dolayısıyla, tohumlarınızı yumuşak ışık ve 22 - 28°C (72-85°F) arasında sıcaklığa sahip bir ortamda başlatmak en iyisidir. Güçlü kök geliştirdikten ve ilk gerçek yaprakları çıktıktan sonra ana büyüme odasına alınabilirler.
15. Sonuç
Kenevir bitkileri binlerce yıldır var olan ve zamanla yapılarını geliştiren bitkilerdir; biz görmesek de, kenevir bitkisinin her bir parçası (sadece cinsiyet organları değil) büyüme ve türün devamı için zorunludur. Diğer yetiştiricilere yardımcı olmak için siz de ipuçları ve önemli bilgiler bırakabilirsiniz. Yorumunuzu aşağıya ekleyin!
Harici Kaynaklar:
- Morpho-Anatomy of Marijuana (Cannabis sativa L.). - Raman, Vijayasankar & Lata, Hemant & Chandra, Suman & Khan, Ikhlas & Elsohly, Mahmoud. (2017).
- Cannabis'i Anlamak. - Hunt, Debra & Keefe, Joanne & Whitehead, Tammy & Littlefield, Amber. (2020).
SSS
Evet. Kenevir çoğunlukla iki evcikli olsa da, yani erkek ve dişi çiçekler farklı bitkilerde bulunsa da, karma cinsiyet gelişimi mümkündür. Genetik ve çevresel değişkenlere bağlı olarak bazı bitkilerde her iki üreme yapısı da oluşabilir.
Stigmalar, dişi çiçeklerden çıkan ince tüy yapısındaki oluşumlardır. Temel işlevleri polen yakalamaktır; böylece tohum oluşturacak olan yumurta döllenebilir.
Tam olarak değil. Yetiştiriciler bu kavramları genellikle eşanlamlı kullansa da, botanik anlamda farklı yapılardır. Yetiştiricilerin "çanak yaprak" dediği yapı aslında dişi çiçeklerin çevresindeki brahttır.
Trikom, kenevir bitkilerinde bulunan minik mantar şeklinde yapılardır. Özellikle dişi çiçeklerde yoğunlaşan salgı trikomlar, bitkinin kannabinoid ve terpenlerinin çoğunu üretir ve depolar. Üç ana salgı tipi: yumrulu, kalkit-sessil ve kalkit-saplı trikomlar.
Temel olarak anatomileri aynıdır: Kök, gövde, boğum, yaprak, çiçek, braht, stigmal ve trikom hepsinde bulunur. Esas fark, çiçeklenme davranışıdır. Fotoperiyodik kenevir, gün uzunluğu kısaldığında çiçeklenmeye başlarken, autoflower veya gün nötr bitkiler, öncelikle gelişimsel yaşa bağlı olarak çiçeklenmeye geçer.
Bir kenevir tohumu, sert dış kabukla korunan bir embriyo ve depolanmış besin içerir. Uygun nem, sıcaklık ve oksijene maruz kaldığında çimlenerek fideye dönüşebilir.
Gövde, bitkiye yapısal destek sağlar ve içinde su, mineral ve besinleri bitkinin her yerine taşıyan damar dokuları bulunur. Xylem esas olarak su ve eriyik mineralleri, floem ise şeker ve diğer organik bileşikleri iletir.
Kenevir kökleri bitkiyi ortama sabitler ve su ile mineral besinleri emer. Sağlıklı bir kök sistemi, bitkinin canlılığı ve hızlı gelişimi için hayati öneme sahiptir.
Yelpaze yaprakları genellikle daha iridir ve esas olarak fotosentez işlevi görür. Şeker yaprakları ise dişi çiçekler arasında ve çevresinde gelişen, özellikle çiçeklenmenin ilerlemesiyle trikomlarla kaplanan daha küçük yapraklardır.
Kotiledon, çimlenmeden sonra çıkan ilk küçük yuvarlak yapraklardır. İçlerinde depolanmış besin bulunur ve ışık aldıklarında fotosentezle büyüyen fidenin gelişmesini desteklerler; gerçek yapraklar çıkana kadar besin kaynağı olarak görev yaparlar.
Yorumlar